Menü Kapat
Bir idam mahkumunun son günü

Bir İdam Mahkumunun Son Günü , bana sosyolojik ve psikolojik açıdan çok şey katan bir kitap olmuştu ilk okuduğumda. Kumbaravan sayesinde oyununu izlemekse, kelimelerin cana gelişine şahit olmama vesile oldu ve halihazırda mevcut olan etkiyi katlayarak artırdı.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Öncelikle, koca salonda ikinci sıradaydım! Gerçekten önde oturmak, bir oyunu oyuncuyla birlikte yaşamanıza daha bir olanak sağlıyor. Tüm oyun boyunca baş rolle yekvücut olduğumu hissettim. Baş roldeki sanatçı, büyük bir adanmayla idama mahkum edilmiş gencecik bir insanın deliliğe giden çaresizliğini ses tonuyla, mimikleriyle, beden hareketleriyle seyirciye başarıyla aksettirdi. Oyun seyirciyi de olaya dahil eden, kısmen interaktif bir oyundu.

Seyirciye idamın tek yol olup olmadığı soruldu ve

sonra neden tek yol olmadığı bir insanın biten hayatının acısı sahnede yaşatılarak bir nevi açıklandı. Kitaptan uyarlanışı başarılı buldum, kitap bir insanın kaleme aldığı iç dünyasını yansıttığından, olaylar monolog etrafında dönen bir kurguyla yeniden şekillendirilmişti ve en vurucu replikler özenle seçilerek yerleştirilmişti. Dekor sade ve netti, mahkumun hücresi. Dekorun bu kadar sade olmasını başta yadırgamıştım, daha farklı bir şeylerin de olabileceğini düşünmüştüm fakat sonrasında bu şekilde konuyla daha iyi uyuştuğu kanısına vardım. Oyunda asıl odak baş roldeydi, yan karakterler yer yer perdeye düşürülen gölgeler aracılığıyla varlıklarını ilan ettiler. Bu fikir benim hoşuma gitti, zaten karanlık bir mizacı olması gereken oyunda gölge ve ara ara sis efekti için duman kullanılması konsepti pekiştirdi.

Oyunu çok beğendim,

yalnız kendimce tek eleştirim, kitaptaki hüzünlü ve mahzun havanın pek verilmemesiydi. Benim kitabı okurken çokça sezdiğim ana karakterde mevcut olan hüzünden çok, yükselen bir çaresizlik tepkisi üzerinde durulmuştu. Ancak, idam gibi böylesine mühim bir konu sahneye yansıtılırken dikkatleri canlı ve ciddi tutmak için bilinçli yapılmış bir montaj olabileceğini düşünüyorum. Yani, daha etkili olacağı düşüncesiyle oyunun çatısını deliliğe kaçan, yükselen bir duygu etrafında kurmak fikri ile hareket edilmiş olabilir. Bilinçli bir yapımsa eğer, gayet etkili olduğunu söyleyebilirim.

Burskumbaravan, Unikumbaravan ve tüm Kumbaravan ailesi ve pek tabii burs verenlere, bana bu fırsatı sağladıkları için teşekkür ederim.

Ankara, Kızılay, Cermodern

Diğer Bursiyer yazılarına gitmek için tıklayınız

Ana sayfaya gitmek için tıklayınız

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

Posted in Bursiyerler, Tiyatro