Menü Kapat
Bir Ruh

Bir Ruh – ‘’Kadınların mucize eseri çocuk dünyaya getirdiği bir ülke düşün…

Çocuk doğuruyor diye kadınların, büyüyor diye çocukların öldürüldüğü bir ülke…

İşte bu ülkenin mezarlığında bir gece geçirmek ister miydin?’’

Gerçekten bu oyunun konusunu okuyup çok merak uyandırıcı ve orijinal olduğunu düşündükten sonra biraz araştırma yapıp oyun hakkında ‘hiçbir şey’ bulamayınca böylesi bir konunun eleştirisiz kalmasını şaşkınlıkla karşıladım ve henüz yeni olduğunu fikrine sığındırdım, hemen arkadaşlarımı de örgütleyerek bizi yakınen ilgilendiren bu ‘evrensel hak ihlalleri’ konulu oyundan yerlerimizi ayırttık.

Ve saat tam 17:00’a yetişemediğimiz için kendi kendime söylenirken oyuna gecikmeli de olsa yetiştik. Öyle bir şey ki girişte ne bir rezervasyon ne bir bilet sorulmadan girdik ve oturduk, ben söylüyorum siz anlayın Bağlarbaşı Kültür Merkezinin programını gözden geçirin derim. Çünkü bana bu oyunun tek faydası bu bilgi oldu diyebilirim.

Bir Ruh

Oyunla ilgili malesef söyleceğim çok az şey var. Prömiyerini 10 Nisan 2019’da yapmış, henüz çok yeni. Onur Yenidünya tarafından yazılmış yönetilmiş ve oynanmış tek perde 60-70 dakikalık bir oyun. Konusu evrensel hak ihlalleriydi fakat ufak atıflar dışında konunun Ortadoğu’nun dışına çıktığını savunmak zor. Afiş ve bilgilendirme metni oldukça yanıltıcıydı ve bundan rahatsızlık duyduğumu belirtmek isterim. Buradaki siyasi kaygılar mıdır? herkese hitap etme arzusu mudur? bilinmez fakat oldukça küçük bir kitleyi memnun edeceğini düşündüğüm ağır söylemlere sahip oyuncumuz ve ansızın çizgisinden çıkıp çav bella da söyleyip bizi şaşırtabiliyor. Oyunu izleseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız 🙂

Öfkenin hakim olduğu ve sinirleri zorlayan 60 dakika geçirdim. Konusu o kadar hassas ki; İsrail’in zalimce uygulamalarla işgal altına aldığı Filistin’in yıllardır dinmeyen kanı. Hepimizin yarası. Tüm bu yaşananlara sessiz kalan batı son derece sert bir dille eleştiriliyor oyun boyunca çok kez hakarete varan söylemler duyuyoruz. Muhattabımız ‘’Batı’’.

Ve oyunda upuzun bir tirat şeklinde

evrensel insan hakları bildirgesi okunuyor madde madde. Sanki tüm suç bu belgede gibi. Onu yapanlar ve uygulanmamasına göz yumanlar hedef yine ‘’Batı’’

Bu öfke ara sıra Ebru Germiyanoğlu’nun kemanının dinlendirici sesiyle bastırılıyor. Sanatçıyı kutlarım.

Buna bir oyun demek zor, sahnede birçok tabut var ve oyuncunun tek bacağı diğer ölenlerle birlikte gömülmüş, savaş insanların her şeyini çaldığı gibi gerisinde bir yaşam bile bırakmıyor. Sağ kalanlar da hep yarım…

Kaybetmenin ağır sorumluluğunu onlarla konuşarak hesaplaşarak gidermeye çalışıyor amacı hep ‘devran dönecek bir gün’

Biz oyuncuyu ölülerle konuşurken izliyoruz ve anlattıklarının muhattabı aslında seyirci. Bir metin okurcasına özenle seçilmiş ve uzun uzadıya didaktik cümleler her ne kadar iyi oyunculukla aktarılsa da; asla kendiyle konuşurmuş hissiyatını vermiyor böyle bir amacı taşıdığını da düşünmüyorum fakat o zaman tiyatro değil de bir konuşmacı olarak başka bir sahnede yer alsaydı diye düşünüyorum. Böyle bir oyundu sayın okuyucu. İçimden başka da bir şey geçmiyor. Teşekkürler…

Diğer bursiyer yazılarını okumak için tıklayınız

Ana Sayfaya dönmek için tıklayınız

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

Posted in Bursiyerler, Tiyatro