Menü Kapat
Seni Seviyorum Türkiye

‘ Seni Seviyorum Türkiye ‘ oyunu yaşadıkları hayattan mutlu olmayan ve bu mutsuzlukları çeşitli biçimlerde ortaya koyan veya saklayan beş insanın hayatını ülkemizin güncel şartları içinde bir çamaşırhanede sunmaktadır. Bu insanlar bir şekilde daha doğrusu bir tesadüf(!) üzeri bu çamaşırhanede yer almaktadır. Hepsinin de ortak özelliği içinde bulundukları ülke koşulları içinde mutsuz olmaları ve bu mutsuzlukları gizlemek, baskılamak ve bir şekilde bu duruma ayak uydurmak zorunda oluşları.

Seni Seviyorum Türkiye

Ülkenin giderek aldığı hal bu insanları nefes alamaz, hayatta var kılamaz hale getirmiştir. Kimisi mutluluğu yeni doğan bebeğinde kimisi ise yurt dışına çıkış hayalinde yaşamaktadır. Zamanında eğlendikleri bar bile artık bir çamaşırhane olmuştur ve geçmişlerini yıkayarak silip yok etmektedir. Tüm bu durum ise aslında buraya ait olan, buradan başka gidecek yeri olmayan insanlar için tam bir kaostur. Bu kaostan kaçışsa ancak bu kaosa tahammül etme yolu aramakta geçer. Ancak her gün başımıza bir şey gelebilir mi korkusu bu tahammül sürecini de fazlasıyla zorlar. Onları bir eşik haline getirir. Bu eşik onları susmakla haykırmak arasında bir yerde bırakan bir eşiktir. Kısacası bir varlık savaşında bırakmaktadır.

Oyun günümüz şartlarına yapmış olduğu atıflarla ve konusunun güncelliğiyle seyirciyi kendine çeken ve her an oyunun içine dahil olmasını sağlayan bir kurguya sahiptir. Açık biçim halinde tasarlanan oyunun en dikkat çeken bölümü oyuncuların birer mülteci konumuna girip seyircilere kendilerini beğendirmeye çalıştıkları sahneydi. Bu kısımda söylemiş oldukları “Ben esmer tenliyim ama Avrupalı gibiyim; benim terim kokmaz ki, ben çok iyi bok temizlerim” sözleriyle bizlerin zaman içinde hafızalarımızda yer eden trajedilere ait bildiğimiz, duyduğumuzda acılarımızı canlandıran sözlerdir.

Oyunun dekor tasarımı sahne kullanımını epey kolaylaştıran türde olmasının yanı sıra sadeliği ve post-modern tarzıyla dikkati çekmektedir. Oyunun ışık ve efekt tasarımıysa seyirciyi oyunun içine çeken ve her an sizin de bu kaotik ortamda olduğunuzu hatırlatan bir tarza tasarlandığı için oldukça başarılı olmuş; sırf bu yüzden bile takdiri hak edecek türdendir. Tek perdelik bu oyun, oyunun oynandığı sahnenin alışılmış İtalyan sahnelerinden olmamasıyla da dikkat çekmekte ve sanki bu sahne bu oyun için tasarlanmış gibi bir etki yaratmaktadır.

Kısacası “Seni Seviyorum Türkiye” oyunu bugün burada olan ve söyleyecek sözü olup buradan başka hiçbir yere gidecek yeri olmayanların oyunudur.

Diğer Bursiyer yazılarına gitmek için tıklayınız

Ana sayfaya gitmek için tıklayınız

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

Posted in Bursiyerler, Tiyatro